Sonunda yukarıdaki gibi bir görüntü yakalıyoruz. Gördüğünüz gibi ajax kullanmadan basit birkaç kod ile yıldız uygulamasını gerçekleştirebilirsiniz.
Şuradan yazının kaynağına ulaşarak ilgili dosyayı indirebilirsiniz, daha detaylı bilgi alabilirsiniz.
]]>Blog mu yazmak?
Aslında bu soru biraz klişe olmaya başladı son zamanlarda. Çünkü blog, günce, günlük ya da adına her ne derseniz deyin internetin büyük bir bölümünü oluşturuyor diyebiliriz. Dolayısıyla internette birşeyler ortaya çıkarmak, birkaç insanın yazdıklarınızdan faydalanmasını sağlamak istiyorsanız, evet blog yazmalısınız.
Nerede blog yazmalıyım?
Bu konuda yeni olanların başvuracağı adresler ücretsiz blog servisleri olmalıdır. Çünkü bu konuda da her konuda olduğu gibi tecrübe kazanmak gerekiyor. İçeriğinizin belirlenmesi, yazı gücünüzün -varsa dahi- gelişmesi, belirli bir okuyucu kitlenizin oluşması, ilgili literatüre olabildiği ölçüde hakim olmanız çok değil, birkaç ay içerisinde gerçekleşecektir. Ancak dediğim gibi bu dönemin Blogcu, Blogger, Wordpress gibi servislerde geçirilmesi gerektiği düşüncesindeyim. Daha sonra eğer istediğinizi tam olarak saptarsanız bu konu üzerinde az da olsa para harcama konusunu düşünebilirsiniz.
Blog tasarımı nasıl olmalı?
Belki spontane, belki de planlı gelişen bir blog sayfası iki temel bölümden oluşur. Birincisi elbette yazılarınızın yer aldığı ana bölüm, ikincisi de yazılırınız dahil olduğu kategorilerin, okuyucularınızın yazılarınız üzerine yaptığı yorumların, takip ettiğiniz sitelerin, okuduğunuz kitapların, dinlediğiniz şarkıların bulunduğu yönlendirme menüsüdür. Tasarımınız en az içeriğiniz kadar önemlidir ve olabildiğince özgün ve kullanışlı olmalıdır. Neyseki zamanının büyük bir bölümünü bu işe vermiş tasarımcılar ve buna bağlı olarak da birçok alternatifimiz var.
Bir diğer nokta da tasarımınızın içeriğinizle bağdaşır olması gerektiğidir. Ancak tasarım seçimi/yapımı konusunda önceleri kişinin kendisinden harikalar beklemesi yanlış olacaktır. Bu konu da zamanla gelişim gösterecektir.
Nasıl okunurum?
Hemen hemen her konuda yüzlerce kaynağın olduğu internette birileri tarafından okunmak, yorumlanmak oldukça zor bir iş. Öncelikle içeriğiniz konusunda donanımlı olmanız ve blogunuzun aynı konulu diğer sitelerden/bloglardan ayrılan bazı taraflarının olması gerekir elbette. Aynı konuya farklı bir bakış açısı, yorum getirebilmek ve bunu sunabilmek iyi meziyet. Kaynak ise az önce de dile getirdiğim gibi konunuza hakim olmanız.
Okunma ve ziyaret edilme hususunda işin bir de teknik boyutu var tabii. En azından basit birkaç temel uygulamayı öğrenmek, buna uygun çalışmalar yapmak yine size düşen bir görev.
Neden blog yazıyorum?
Blog yazma nedeninizi tam olarak saptamanız ve buna uygun hareket etmeniz önemli bir nokta. Evet, internetin günümüzde bir ekmek kapısı haline geldiği, bazılarının bu sektörden ekmekten ziyade pasta alacak parayı kazandığı doğru. Ancak unutmamak gerekir ki “bazıları”. Yalnızca para kazanmak için blog yazmaya başlamak zaten sizi belirli bir süre sonra yıldıracaktır. Çünkü kısa vadede bu işten zengin olmak mümkün değil. Ancak birilerine bir şeyler kazandırarak, kendi egonuzu tatmin etmenin yanı sıra biraz cep harçlığı ve belki de daha fazlası ya da en azından blog yazmak için yaptığınız masrafı geri elde etmek mümkün. Ama belirtmemiz gerekir ki bu noktada da sabırlı olmanız gerekiyor.
Ne sıklıkla yazmalıyım?
Bu konuda hemen hemen kafadan bir ses duyabilirsiniz. Hergün bir yazı, haftada on yazı yemeklerden hemen sonra… Elbette blogunuzun sık güncellenir olması iyi bir tutumdur. Ancak çok sık yazı yazmak hem hataları beraberinde getirecek, hem de yazılarınızın kalitesinin düşmesine neden olacaktır. Ziyaretçilerinizi takip ederek sitede bulundukları süreleri göz ününde bulundurarak yazı yazma zamanlarınızı ayarlayabilir, kalan boş vakitlerinizde kaynak araştırmaları yapabilirsiniz.
Bu yazının değeri ne olursa olsun yaklaşık 45 dakikadır yazmaya çalışıyorum. Görüldüğü gibi ortalama bir yazı, zamanınızın büyük bir bölümüne el koyabiliyor. Dolayısıyla blog yazımı konusunda ölçülü olmak, bazen tadında bırakmak gerekiyor (bu sözüm aslında kendime de).
]]>
Gördüğünüz şekli birkaç küçük ayar ile değiştireceğiz. Öncelikle bilgisayarınızdaki Wordpress klasörüne girin. Oradan wp-admin klasörüne, oradan da wp-admin.css dosyasına girin. Dosya içerisinde #categorychecklist satırını bulun. Bölüm altında göreceğiniz height: 12em; kodunundaki “12em” komutunu kategori listenizin uzunluğuna göre 20-25em yaparak değiştirin ve kaydedin.
Sonuç olarak göreceğiniz liste şu şekilde olmalı:

PopUri.us da bu tarz bir hizmet veren bir site. Siteden Google, Yahoo ve Live linklerinizi öğrenebilir ve çeşitli sosyal imleme (bookmark) sitelerindeki yazılarınızı görebilirsiniz.
Yine bir benzer site de Social Meter. Del.icio.us, Bloglines gibi çeşitli sitelerden blogunuza yönlendirilen linkleri takip etmek mümkün. Ayrıca site, blogunuzun değerleri doğrultusunda size bir puan veriyor. Çeşitli zaman aralıklarıyla blogunuzun ölçümlerini yaparak zaman içerisindeki ilerlemenizi görebilirsiniz.
]]>Hemen hemen her türlü içeriğe yönelik blog yazarlarının işine yarayabilecek birçoğu bilindik ve faydalı Firefox eklentileri:
Bir blog yazarı olarak elbette sitede gördüğünüz her şeyi ilk elden üretmiyorum. İyi bir yazı için zaman zaman onlarca siteye girip kaynak araştırması yaptığım oluyor. Bu araştırma evresinde bazı bölümlerin, bazı sitelerin ileriki yazılar için kayıt eilmesi gerekiyor. Ben bunun içim basit olarak notepad kullanıyorum. Ancak birden fazla bilgisayar kullananlar için Google Notebook servisi bilgilerin saklanmasına yardımcı olacaktır. İşlevi farklı olsa da aynı amaca hizmet eden bir araç da Session Manager. Bu eklenti ile çalıştığınız internet sayfaları kaydedebilir, zamanı geldiğinde otamatik olarak açılmasını sağlayabilir, hangi nedenden ötürü olursa olsun Firefox’unuzun kapanmasından dolayı girmiş olduğunuz siteleri saklayabilirsiniz.
Birçok blog yazarı çeşitli sosyal sitelere, forumlara üye ve yazardır. İşte coComment bu tarz sitelere yazdığınız yorumları takip etmenize olanak veriyor.
DocuFarm bir sitenin sunduğu pdf veya word dosyalarının içeriğini indirmeden gözden geçirmenize yardımcı oluyor. Bu sayede aradığınız bilgi için birçok dökümanı ineceleme zahmetinden kurtulabilirsiniz. Eklentini aynı zamanda pdf formatlı dosyaları arayan bir yapısı var.
Yazım konusuna gelirsek Scribefire eklentisinden bahsedebiliriz. Benim de yeni yeni kullanamaya başladığım eklenti tarayıcınıza entegre olarak -birden çok da olabilir- blog yazımını ve yönetimini kolaylaştırıyor. Deepest Sender da benzer özellikli bir eklenti. Hem Blogger, hem de Wordpress blogcuları için yazı gönderimi kolaylaştırılıyor.
Eğer blog yazımında, yazı bölümünüzün küçüklüğünden, kısalığından şikayet ediyorsanız Resizable Text Area aradığınız eklenti. Çünkü adından anlaşılacağı üzere blog yazım bölümünü (aynı zamanda çeşitli forum siteleri için de geçerli) isteğiniz doğrultusunda yeniden ölçülendirebiliyorsunuz.
Firefox’un görüntüsünü bölerek birden fazla siteyi tek bir pencerede incelemek isterseniz Split Browser eklentisini kullanabilirsiniz. Ancak şunu da hatırlatmakta fayda var; Firefox, birçok eklenti ile mevcut sisteminizi yavaşlatabilir. Buna bir de bir pencerede birkaç site gezintisi eklenirse bilgisayarınızın o anlık verimi düşebilir. Bu küçük bilgi doğrultusunda hareket ederseniz hatayı diğer programlarda aramamış olursunuz.
Bir siteden, yazıdan alıntı yapıp blogunuzun yazım bölümüne bu alıntıyı eklediğinizde yazı formatı (yazı karakteri, renk, büyüklük gibi) orijinal haliyle kalır. Bu durum sizin sitenizdeki görüntüyü bozacağından Copy Plain Text eklentisini kullanarak yalnızca yazıyı kopyalayıp yapıştırmış olursunuz. Bir sitedeki yazıyı seçerek Copy As HTML Link ile o yazıyı HTML linki olarak kopyalayıp kullanabilirsiniz.
]]>